
Çocuk ve Ekran
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte çocuklar, teknolojik araçlara ve bu araçların sunduğu içeriklere her zamankinden daha fazla maruz kalmaktadır. Geleneksel yayın araçlarından biri olan televizyonun kullanım süresindeki artış ve izlenen içeriklerin niteliği, çocukların gelişimi üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Yapılan araştırmalar, özellikle yaşa uygun olmayan içeriklerin çocukların gelişimini olumsuz yönde etkileyebildiğini göstermektedir. Son yıllarda yaygınlaşan bilgisayar, tablet ve akıllı telefon gibi modern teknolojik cihazların kullanımı da çocuklar için hem bazı kolaylıklar sunmakta hem de gelişimsel riskler barındırmaktadır.
Bilimsel çalışmalar, teknolojik cihazların çocukların günlük yaşamına erken ve yoğun şekilde dâhil olmasının; bilişsel, duygusal ve sosyal gelişim alanlarını etkilediğini ortaya koymaktadır. Erken çocukluk döneminde çocuk beyni son derece esnek ve gelişime açıktır. Bu dönemde çocuğun dünyayı doğal yollarla keşfetmesi, deneyimlemesi ve çevresiyle etkileşim kurması büyük önem taşır. Ancak teknolojik araçların bu keşfin yerini alması, nöronlar arası yeni bağlantıların kurulmasını sınırlayabilmekte ve var olan bağlantıların güçlenmesini engelleyebilmektedir (Blanchard & Moore, 2010).
Çocuklarda Ekran İçerikleri
Psikologlar son yıllarda, televizyon ve dijital mecralarda yer alan uygunsuz içeriklerin çocukların psikolojik sağlığı açısından taşıdığı risklere dikkat çekmektedir. Yörükoğlu (1989), küçük çocukların kanlı, öldürmeli ve şiddet içeren sahnelerle dolu içeriklerden yoğun biçimde etkilenebileceğini; bu durumun gece ve gündüz korkuları, ürkeklik ve çekingenlik gibi duygusal tepkilere yol açabileceğini vurgulamaktadır. Özellikle yalnız başına televizyon izleyen çocukların, izlediklerini gerçeklikten ayırt etmekte zorlanabildiği ve olayları çarpıtarak yorumlayabildiği belirtilmektedir.
Çocuklar yaşlarına uygun olmayan şiddet ve korku içeriklerine maruz kaldıklarında farklı tepkiler gösterebilirler. Örneğin, korkak mizaca sahip bir çocuk saldırgan sahneler izlediğinde saldırganlaşmak yerine daha da içe kapanabilir; korku ve ürkeklik duyguları artabilir. Bu durum, her çocuğun izlediği içerikten aynı şekilde etkilenmediğini, bireysel farklılıkların son derece önemli olduğunu göstermektedir.
0–3 Yaş Çocuklar ve Ekran
0–3 yaş dönemi, çocukların sevgi ve güven duygusuna en yoğun şekilde ihtiyaç duyduğu bir gelişim evresidir. Bu dönemde çocuğun yalnızca beslenme ve temizlik ihtiyaçlarının karşılanması yeterli değildir. Kucaklanmak, okşanmak, onunla konuşulması, sevildiğini hissetmesi, birlikte oyun oynanması ve kaliteli zaman geçirilmesi; çocuğun zihinsel, duygusal, sosyal, dil ve motor gelişimini destekleyen temel unsurlardır.
Bu yaş grubunda çocukların duygusal ve sosyal açıdan karşılıklı iletişim kuramadığı teknolojik araçlarla uzun süre vakit geçirmesi; konuşma gelişimini, göz teması kurmasını, mimiklere ve tepkilere karşılık verebilmesini olumsuz etkileyebilir. Aynı zamanda bu durum, çocuğun sosyalleşme ve bireyselleşme süreçlerinde de gecikmelere yol açabilir.
Gün içerisinde teknolojik araçların bir saatin üzerinde kullanılması, 0–3 yaş dönemindeki çocuklarda; iki yönlü iletişim kurma, duygusal karşılık verme, sosyal ortamlara uyum sağlama, oyun kurma ve sürdürme, anlamlı jest ve mimikleri kullanma gibi becerilerin gelişimini olumsuz yönde etkileyebilmektedir.
4–7 Yaş Çocuklar ve Ekran
4–7 yaş aralığında çocuklar, aile bireyleri, sosyal çevre ve akranlarıyla kurdukları iletişimde belirgin bir artış gösterir. Bu dönemde çocuklar, sosyal kuralları öğrenmeye ve yetişkinlere uyum sağlamaya başlar. Aynı zamanda sosyal, duygusal, dil ve motor gelişim alanlarında önemli ilerlemeler kaydedilir.
Bu gelişimsel süreçte çocukların ekrana aşırı maruz kalması; özellikle dil gelişimi ve sosyal becerilerde bazı eksikliklerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Çünkü bu yaş döneminde soyut düşünme becerisi henüz tam olarak gelişmemiştir. Çocuklar izledikleri oyunları ve çizgi filmleri çoğunlukla somut olarak algılar; gördüklerini olduğu gibi yorumlayıp uygulamaya çalışabilirler.
Bu nedenle yaşına uygun olmayan içeriklere maruz kalan çocuklarda korku, kaygı ve güvensizlik gibi duygusal tepkiler gelişebilir. Çizgi filmde gördüğü bir hareketi birebir taklit etmeye çalışabilir; gerilim, korku veya şiddet içeren sahneler çocuk için gerçek bir deneyim gibi algılanabilir. Bu tür içerikler, çocuğun zihninde günlerce kalıcı rahatsızlık yaratabilir. Uyku problemleri, yalnız kalmak istememe, yoğun korku ve endişe duyguları bu dönemde sık görülebilen tepkiler arasındadır. Bu nedenle ebeveynlerin, çocuklarının izlediği içeriklere özellikle dikkat etmesi büyük önem taşır.
Çocukların Ekran ile İlişkileri Nasıl Düzenlenmeli?
Günümüzde çocuklar, oldukça kişiselleştirilmiş teknoloji kullanım deneyimlerinin içinde büyümektedir. Bu nedenle ailelerin, çocuklarının yaşına, sağlık durumuna, karakterine ve gelişim seviyesine uygun bir teknoloji planı oluşturması gerekmektedir. Dengeli beslenme, kaliteli uyku, yeterli fiziksel aktivite ve olumlu sosyal etkileşim; çocuğun sağlıklı gelişiminin temel yapı taşlarıdır ve teknoloji kullanımı bu dengeyi bozmayacak şekilde düzenlenmelidir.
Ebeveynlerin teknoloji kullanımını tamamen yasaklamak yerine, uygun sınırlar ve net kurallar belirleyerek rehberlik etmeleri önemlidir. Aynı zamanda kendi teknoloji kullanımlarının da çocuklar üzerinde model oluşturduğunun farkında olmaları gerekir. Eğer ebeveynin çocukla aktif olarak oyun oynayacak vakti yoksa, çocuğun başka bir yetişkin ya da akranıyla oyun oynamasının desteklenmesi önemli bir gelişimsel ihtiyaçtır.
Dört yaş altı çocukların teknolojiye maruz kalmak yerine serbest oyunla vakit geçirmesi; yaratıcılık, problem çözme ve bireysel düşünme becerilerinin gelişmesine katkı sağlar. Günlük toplam ekran süresi (televizyon, bilgisayar, tablet ve cep telefonu dâhil) en fazla 1 saat ile sınırlandırılmalı; iki yaş ve altındaki çocukların mümkün olduğunca ekranla karşılaşmamasına özen gösterilmelidir. Televizyon ve internetin çocuğun yatak odasından uzak tutulması, izlenen içeriklerin ve ziyaret edilen dijital platformların ebeveyn tarafından takip edilmesi gerekmektedir.
Çocuğun izlediği programlar, filmler ve oyunlar onun anlayabileceği bir dilde birlikte konuşulmalı; bu paylaşımların aile içi bir değer olduğu hissettirilmelidir. Teknoloji kullanımına dair oluşturulan kuralların tutarlı ve sürdürülebilir olması, çocuğun kendini güvende hissetmesini ve sınırları içselleştirmesini destekler.
Mini Kulüp Çocuk Evi Psikolojik Danışmanları